<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Arşivi &#187; Alternatif Tıp</title>
	<atom:link href="http://www.paranoyak.net/kategori/alternatif-tip/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.paranoyak.net</link>
	<description>Sağlık arşiviniz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Nov 2011 17:23:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Güzelleşmek için hem yiyin hem sürün!</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/guzellesmek-icin-hem-yiyin-hem-surun.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/guzellesmek-icin-hem-yiyin-hem-surun.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 07:36:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Avokado]]></category>
		<category><![CDATA[Badem]]></category>
		<category><![CDATA[çilek]]></category>
		<category><![CDATA[güzelleşmek için sürün]]></category>
		<category><![CDATA[güzelleşmek için yiyin]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik için faydalı yiyecekler ve içecekler]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve]]></category>
		<category><![CDATA[Kakao]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/?p=37810</guid>
		<description><![CDATA[Doğa bize öyle güzel besinler sunuyor ki ister yiyelim ister dışarıdan cildimize uygulayalım, saçlar daha parlak, cilt daha canlı, vücut daha güçlü oluyor. Doğanın bu eşsiz hazinelerinden neden sonuna kadar faydalanmayalım ki? Badem Yiyin: Saçlarınız beyazlaşmaya mı başladı? O zaman badem yemeye başlayın, çünkü bademin içinde bulunan enzimler, saçların beyazlamasına neden olan oluşumu engelliyor. Sadece [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/guzellesmek-icin-hem-yiyin-hem-surun.htm">Güzelleşmek için hem yiyin hem sürün!</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğa bize öyle güzel besinler sunuyor ki ister yiyelim ister dışarıdan cildimize uygulayalım, saçlar daha parlak, cilt daha canlı, vücut daha güçlü oluyor. Doğanın bu eşsiz hazinelerinden neden sonuna kadar faydalanmayalım ki?</strong></p>
<p><strong>Badem</strong></p>
<p><strong>Yiyin: </strong>Saçlarınız beyazlaşmaya mı başladı? O zaman badem yemeye başlayın, çünkü bademin içinde bulunan enzimler, saçların beyazlamasına neden olan oluşumu engelliyor. Sadece o mu? Yeterli miktarda karbonhidrat, doymamış yağ, lif, fosfor, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum, çinko, A, B, C ve E vitamini içeren badem, kötü huylu kolesterolü düşürme özelliği sayesinde kaibe de dost bir besin. Ancak unutmamanız gereken bir şey var; bademi kararında tüketin, çünkü 20-25 adet badem 200 kaloriye denk geliyor.</p>
<p><strong>Sürün:</strong> Peeling deyince akla hemen badem kabukları geliyor, işte size harika bir peeling tarifi: 1 çorba kaşığı çekilmiş badem, 1 çorba kaşığı yulaf unu, 1 çorba kaşığı ince rendelenmiş limon kabuğunu karıştırın. Karışımdan bir miktarı avucunuza alın, yumuşak bir macun oluşturacak kadar su ekleyin ve tüm yüzünüze hafif masaj yaparak sürün. 2- 3 dakika sonra yüzünüzü ılık su ile durulayın.</p>
<p><strong>Çilek</strong></p>
<p><strong>Yiyin:</strong> Bol miktarda demir ve fosforun yanı sıra C, B ve K vitamini açısından da zengin olan çilek vücuda kuvvet veriyor, kötü kolesterolü düşürüyor ve damar tıkanıklığını önlüyor. Aynı zamanda çok iyi bir antioksidan olan çilek bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Diş etlerini güçlendiren çilek, sakinleştirici etkisi ile tansiyonu da düşürüyor ve stresi azaltıyor.</p>
<p><strong>Sürün:</strong>Çilek kuru ciltleri besliyor ve pul pul olmasını önlüyor. Bir avuç taze çileği ezip, yulaf unu ile karıştırın. Bir adet yumurta sarısı ile iki çorba kaşığı yoğurdu çırpıp çileği de bu hamura ekleyin. Krem kıvamına gelen karışımı yüzünüze sürün ve yarım saat bekleyin. Ilık suyla durulayın. Bu maskeyi haftada iki gün düzenli olarak uygulayın.</p>
<p><strong>Kakao</strong></p>
<p><strong>Yiyin:</strong>Kakao ve çikolata; bakır, magnezyum, demir, fosfor ve kalsiyum başta olmak üzere mineraller bakımından adeta birer hazine&#8230; Ayrıca bu besinlerdeki bazı polyphenol&#8217;lerin kırmızı şaraptan daha fazla antioksidan etkisi bulunduğu da tahmin ediliyor. Kakaoda bulunan flavonoid&#8217;ler, iyi kolesterolü kötü kolesterole dönüştüren oksidasyonu önlüyor. Kakao polyphenollerinin ayrıca vücudu, bağışıklık sistemine hasar veren ve romatizma ile artrite yol açan zararlı maddelerden koruduğu da biliniyor. Fazla kilo almamak için tercihiniz bitter çikolatadan yana olsun&#8230;</p>
<p><strong>Sürün:</strong>Kakaodan faydalanırken hiç kalori almamanın da yolu var. Küvetinizi sıcak suyla doldurun, içine biraz kakao yağı damlatın ve keyfinize bakın. Cildinizin ne kadar yumuşadığına inanamayacaksınız.</p>
<p><strong>Avokado</strong></p>
<p><strong>Yiyin:</strong> Avokadonun içerdiği doymamış yağ asitleri kanda kolesterolün yükselmesini önlüyor. Avokado bu nedenle kalp damar sağlığı için de doğal bir ilaç olarak kabul ediliyor. Vücuttaki toksik maddeleri yok ederek yaşlanma sürecini yavaşlatan bu mucize meyve, hastalıkları önlemede de büyük rol oynuyor, içeriğinde bulunan protein, mineral ve vitaminler bu meyveyi çocuklar ve hamileler için de çok önemli hale getiriyor. Avokado ayrıca vücudun karbonhidrat, yağ ve protein dengesini de düzenliyor. Genç ve pürüzsüz bir cilt için avokadoyu meyve veya sebzelerle hazırlayacağınız içecek karışımlarına ya da salatalarınıza katın.</p>
<p><strong>Sürün:</strong>Avokado bazlı bir maske cildinizdeki yaşlanma etkilerini yavaşlatacak, kuruyan cildinize çok iyi gelecek. Püre haline getirilmiş avokadoya bir iki damla zeytinyağı ve limon suyu ekleyin. Yüzünüze sürüp 10 dakika bekleyin. Bu maske yüzünüzdeki pürüzlü tabakayı yok etmekle kalmayıp sağlıklı bir cildin ihtiyacı olan vitaminleri de sağlayacak ve cildinizi besleyecek.</p>
<p><strong>Kahve</strong></p>
<p><strong>İçin: </strong>Kahvenin de yeşil çay ve siyah çay gibi antioksidan kaynağı olduğu artık biliniyor. Fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneş ışınlarının kanserojen etkilerinden de koruyor, içerdiği kafeol ve kafestol maddeleri kilo vermede de etkili oluyor.</p>
<p><strong>Sürün:</strong>Fazla kafein tüketmenin selülit oluşumunu tetiklediği biliniyor. Ancak bunun tam aksine kahveyi yani kafeini cilde dışarıdan uygulamak selülitlerle vedalaşmanızı sağlayabiliyor. Kalçanızda ve bacaklarınızdan selülitli bölgelere öğütülmüş kahve ve zeytinyağı veya vücut losyonu karışımı ile düzenli olarak masaj yapabilirsiniz.</p>
<p>Masajdan önce ılık duş alırsanız kan dolaşımının hızlanmasını sağlamış olursunuz. Kahvenin kahverengi saçların dostu olduğunu da unutmayın. İki bardak koyu kahve hazırlayın ve soğutun. Banyoda saçlarınızı şampuanlayıp duruladıktan sonra nemini alın ve soğumuş olan kahveyi saçlarınıza yedirin. Saçınızı bone ile kapatın. Banyonuzu bitirirken saçınızı durulayın.</p>
<p><strong>Yoğurt</strong></p>
<p><strong>Yiyin:</strong>Yoğurdun içeriğindeki kalsiyum ve fosfor sayesinde diş dostu olduğunu biliyoruz. Muhteşem gülüşler için yoğurt tüketiminizi artırın. Ayrıca yoğurttaki proteinin cildin gençliği ve güzelliği için de faydalı olduğunu unutmayın. Bağışıklık sistemini güçlendiren, vücudu kanserden, mide ve bağırsak hastalıklarından koruyan, kemiklerin güçlenmesi açısından da çok önemli olan yoğurdu yağsız olarak tüketmek kilo kontrolünde size yardımcı olacak.</p>
<p><strong>Sürün:</strong>Sade bir yoğurtla cildiniz için faydalı maskeler hazırlayabilirsiniz. Cildiniz kuru ise yağlı, aksi taktirde düşük yağlı bir yoğurt tercih edin. Önce yüzünüzü ılık su ve hafif bir temizleyici ile yıkayın. Ardından yüzünüzü güzelce kurulayın ve parmaklarınızla yoğurdu yüzünüze yayın. Yoğurdu masaj yaparak tüm yüzünüze yayın ve ince bir tabaka haline getirin. Bu maskeyi 15-20 dakika kadar yüzünüzde beklettikten sonra nazikçe yıkayın ve bunu 3-4 günde bir tekrarlayın.</p>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/guzellesmek-icin-hem-yiyin-hem-surun.htm">Güzelleşmek için hem yiyin hem sürün!</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/guzellesmek-icin-hem-yiyin-hem-surun.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖYKÜ TADINDA HAYATLAR</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/oyku-tadinda-hayatlar.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/oyku-tadinda-hayatlar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 May 2011 22:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/oyku-tadinda-hayatlar.htm</guid>
		<description><![CDATA[&#160;KADER &#160;Merhabalar, Gerçek bir hayat hikayesini siz değerli okurlarım için kaleme aldım. yazdığım öyküde geçen olaylar tamamen gerçektir. Ben dinlerken çok hüzünlendim. Ben çok beğendim.Ara arada ağladım. Umarım sizlerde beğenirsiniz. Bu öyküm Damla özel sayısında yayınlanacaktır. Kaderi okuyacak olan değerli okurlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunarım.Sevgi ve saygılarımla.. ÖYKÜ TADINDA HAYATLAR - Paranoyak<p><a href="http://www.paranoyak.net/oyku-tadinda-hayatlar.htm">ÖYKÜ TADINDA HAYATLAR</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="separator" style="clear: both;text-align: center"><img border="0" height="273" src="http://1.bp.blogspot.com/-J8KPLVZrluA/TbSheWa62GI/AAAAAAAADLk/uInxcXsrJlc/s400/Water+color+Birds.jpg" width="400" /></div>
<div style="color: red;text-align: center"><span style="font-size: large">&nbsp;<b>KADER</b></span></div>
<p><span style="font-size: medium">&nbsp;Merhabalar,  Gerçek bir hayat hikayesini siz değerli okurlarım için kaleme aldım.  yazdığım öyküde geçen olaylar tamamen gerçektir. Ben dinlerken çok  hüzünlendim. Ben çok beğendim.Ara arada ağladım. Umarım sizlerde  beğenirsiniz. Bu öyküm Damla özel sayısında yayınlanacaktır. Kaderi okuyacak olan değerli okurlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunarım.</span><br /><span style="font-size: medium"><br />Sevgi ve saygılarımla.</span>.</p>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/oyku-tadinda-hayatlar.htm">ÖYKÜ TADINDA HAYATLAR</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/oyku-tadinda-hayatlar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orjin kremi</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/orjin-kremi.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/orjin-kremi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2011 10:39:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/orjin-kremi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Orjin ağrı ve masaj kremi Eklem ağrılarında orjin krem Orjin krem içeriğindeki bitki özleri sayesinde eklemlerde meydana gelen ağrıların azalmasına yardımcı olur. Ağrıyan bölgeye masaj yaparak 10 dakika sürüldükten sonra ağrılarınızda azalma olduğunu fark edeceksiniz Omuz boyun ağrılarında orjin krem Orjin krem omuz ve boyun kısmında meydana gelen ağrılarda etkili bit çözüm sunuyor. orjin ağrı [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/orjin-kremi.htm">Orjin kremi</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Orjin ağrı ve masaj kremi</h3>
<p><img alt="Orjin krem" src="http://orjinkremsiparis.com/images/eklem-agrisinda-orjin-krem.png" /> Eklem ağrılarında orjin krem Orjin krem içeriğindeki bitki özleri sayesinde eklemlerde meydana gelen ağrıların azalmasına yardımcı olur. Ağrıyan bölgeye masaj yaparak 10 dakika sürüldükten sonra ağrılarınızda azalma olduğunu fark edeceksiniz <img alt="Orjin krem" src="http://orjinkremsiparis.com/images/omuz-agrilarinda-orjinkrem.png" /> Omuz boyun ağrılarında orjin krem Orjin krem omuz ve boyun kısmında meydana gelen ağrılarda etkili bit çözüm sunuyor. orjin ağrı kremi Boyun veya omuz kısmına ağrıyan bölgeye orjin ağrı kremi sürerek 10 dakika masaj yaptığınızda ağrılarınızın hafiflemesine yardımcı olur. <img alt="Orjin krem" src="http://orjinkremsiparis.com/images/orjin2.png" /> 
<div>İnsan vücudunda çok çeşitli ağrılar oluşabilmektedir. Bazen uykudan uyandığımızda boynumuzun tutulduğunu ve hareket ettirmekte güçlük çektiğimizi görürüz. Kimi zaman farkında olmadan hava cereyanında kalmamız sonucunda omuzlarımız, kulunçlarımız, dizlerimiz ve çeşitli bölgelerimize ıstırap veren ağrılar oluşur. Bunun yanında gün içerisinde çalışmaktan ve oturur vaziyette kalmaktan kaynaklanan ağrılarda kişiye ızdırap verecek ağrılar verebilir orjin ağrı kremi tüm bu ağrılardan kurtulmanıza yardımcı olur. http://www.orjinkremsiparis.com </div>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/orjin-kremi.htm">Orjin kremi</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/orjin-kremi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suna Dumankaya nasır ve tırnak batmasına karşı közlenmiş soğan</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/suna-dumankaya-nasir-ve-tirnak-batmasina-karsi-kozlenmis-sogan.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/suna-dumankaya-nasir-ve-tirnak-batmasina-karsi-kozlenmis-sogan.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2011 08:56:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/suna-dumankaya-nasir-ve-tirnak-batmasina-karsi-kozlenmis-sogan.htm</guid>
		<description><![CDATA[Suna Dumankaya’nın ayaklarda oluşan nasır ve tırnak batmalarına karşı közlenmiş soğan tarifi: Malzemeler: • 1 adet közlenmiş soğan • 1 diş sarımsak • Greyfurt kabuğu Hazırlanışı: Soğanı közleyin, sarımsağı ezin. Karıştırarak greyfurt kabuğunun içine koyun. Cildinizi yakmayacak sıcaklıkta akşam yatmadan önce nasır ya da tırnak batması olan bölgeye sıkıca sarıp sabaha kadar bekletin. 2- 3 [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/suna-dumankaya-nasir-ve-tirnak-batmasina-karsi-kozlenmis-sogan.htm">Suna Dumankaya nasır ve tırnak batmasına karşı közlenmiş soğan</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="[nasır.jpg]" border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SdCnQudywGI/AAAAAAAAF-4/ukAsNbwc7mc/s1600/nas%C4%B1r.jpg" /><br /><span style="font-family: Verdana">Suna Dumankaya’nın <span style="font-family: verdana;font-size: 100%">ayaklarda oluşan nasır ve tırnak batmalarına karşı közlenmiş soğan </span><span style="font-family: verdana;font-size: 100%">tarifi: </span></span>
<div class="MsoNormal" style="font-family: verdana;text-align: justify"><span style="color: #cc0000;font-size: 100%;font-weight: bold">Malzemeler:</span><span style="font-size: 100%"></span></div>
<div class="MsoNormal" style="font-family: verdana;text-align: justify"><span style="font-size: 100%"><span style="font-size: 100%;font-weight: bold"><strong><span style="color: #cc0000"><span style="font-size: 100%">•</span></span></strong><span style="font-size: 100%"> </span></span><span style="font-weight: bold"></span></span><span style="font-size: 100%">1 adet közlenmiş <span style="color: #cc0000">soğan</span></span></div>
<div class="MsoNormal" style="font-family: verdana;text-align: justify"><span style="font-size: 100%"><span style="font-size: 100%;font-weight: bold"><strong><span style="color: #cc0000"><span style="font-size: 100%">•</span></span></strong><span style="font-size: 100%"> </span></span><span style="font-weight: bold"></span></span><span style="font-size: 100%">1 diş <span style="color: #cc0000">sarımsak</span></span></div>
<div class="MsoNormal" style="font-family: verdana;text-align: justify"><span style="font-size: 100%"><span style="font-size: 100%;font-weight: bold"><strong><span style="color: #cc0000"><span style="font-size: 100%">•</span></span></strong><span style="font-size: 100%"> </span></span><span style="font-weight: bold"></span></span><span style="font-size: 100%"><span style="color: #cc0000">Greyfurt</span> kabuğu</span></div>
<p><span style="font-family: verdana;font-size: 100%;line-height: 115%"><span style="color: #cc0000;font-weight: bold">Hazırlanışı: </span>Soğanı  közleyin, sarımsağı ezin. Karıştırarak greyfurt kabuğunun içine koyun.  Cildinizi yakmayacak sıcaklıkta akşam yatmadan önce nasır ya da tırnak  batması olan bölgeye sıkıca sarıp sabaha kadar bekletin. 2- 3 defa  uygulayın.</span></p>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/suna-dumankaya-nasir-ve-tirnak-batmasina-karsi-kozlenmis-sogan.htm">Suna Dumankaya nasır ve tırnak batmasına karşı közlenmiş soğan</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/suna-dumankaya-nasir-ve-tirnak-batmasina-karsi-kozlenmis-sogan.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeşil Kil Maskesi</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/yesil-kil-maskesi.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/yesil-kil-maskesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2011 10:46:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/yesil-kil-maskesi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Yeşil kil maskesi, aşırı makyajlı ve yorgun ciltler için, cildi derinlemesine temizleyen ve rahatlatan bir maskedir. Malzemeler:eşil kil Limon yağı Biberiye yağı Hazırlanışı: Bir kabın içine 3 çorba kaşığı yeşil kil koyun. Kilin içine 3 çorba kaşığı sıcak su, 2 damla limon yağı ve 2 damla biberiye yağı ilave edin. Bir çatal ile iyice karıştırın. [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/yesil-kil-maskesi.htm">Yeşil Kil Maskesi</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 100%"></p>
<p><img alt="" border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/TQvnwDI8PLI/AAAAAAAAIhQ/ppGSsKxK_C0/s200/armut%2Bmaskesi.jpg" style="cursor: pointer;float: right;height: 150px;margin: 0pt 0pt 10px 10px;width: 150px" />Yeşil kil maskesi, aşırı makyajlı ve yorgun ciltler için, cildi derinlemesine <span>temizleyen</span> ve rahatlatan bir maskedir.</p>
<p></span><span style="color: #cc0000;font-size: 100%;font-weight: bold">Malzemeler:</span><span style="font-size: 100%"><br /></span><span style="font-size: 100%">eşil kil</p>
<p>Limon yağı</p>
<p>Biberiye yağı</p>
<p></span><span style="color: #cc0000;font-size: 100%;font-weight: bold">Hazırlanışı:</span><span style="font-size: 100%"> Bir kabın içine 3 çorba kaşığı yeşil kil koyun. Kilin içine 3 çorba kaşığı <span>sıcak</span> su, 2 damla limon yağı ve 2 damla biberiye yağı ilave edin. Bir çatal ile iyice karıştırın.</p>
<p>Eğer gerekirse biraz daha sıcak su ilave edebilirsiniz. Önce yüzünüzü iyice yıkayın. Yüzünüzü yıkamadan cildinize bu maskeyi <span>uygulamayın</span>. Bol buharlı bir duş almak cildinizin gözeneklerinin açılmasını sağlar.</p>
<p>Hazırladığınız maskeyi yüzünüze ve boynunuza eşit bir şekilde sürün.  Yarım saat cildinize nüfuz etmesi için bekleyin. Ardından yüzünüzü ve  boynunuzu ılık su yıkayın.</p>
<p>Yeşil kil maskesini 1 ay boyunca haftada bir kez uygulamanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p></span><span style="color: #cc0000;font-size: 100%;font-weight: bold">Yasemin Fatih Amato</span><span style="font-size: 100%"><br /></span></p>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/yesil-kil-maskesi.htm">Yeşil Kil Maskesi</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/yesil-kil-maskesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt Kanseri sebepleri</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/cilt-kanseri-sebepleri.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/cilt-kanseri-sebepleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 06:11:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/cilt-kanseri-sebepleri.htm</guid>
		<description><![CDATA[Cilt kanserlerinin cinsine göre vücutta burun, kulak, dudak, göz kapağı, yanak, alın, şakak, yüz gibi yani boyundan yukarı bölgelerde görülme ihtimalinin daha fazla olduğu bildirildi. Yaz aylarıyla birlikte cilt kanserine yakalanma riskinin arttığına dikkat çeken Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Ercan Gül, kansere güneş ışınları etkisinin diğer nedenlere göre en kuvvetli faktör olduğuna işaret etti. Ercan [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/cilt-kanseri-sebepleri.htm">Cilt Kanseri sebepleri</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"> </div>
<div align="center"></div>
<div align="center"></div>
<div align="center"></div>
<div align="center"></div>
<div align="center"></div>
<div align="center"></div>
<p>
<div align="center"> <img border="0" src="http://www.kadinlaricin.net/images/articles/3506/primary-original.jpg" /></div>
<p>
<div align="center">Cilt kanserlerinin cinsine göre vücutta burun, kulak, dudak, göz  kapağı, yanak, alın, şakak, yüz gibi yani boyundan yukarı bölgelerde  görülme ihtimalinin daha fazla olduğu bildirildi.</p>
<p>Yaz aylarıyla birlikte cilt kanserine yakalanma riskinin arttığına  dikkat çeken Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Ercan Gül, kansere güneş  ışınları etkisinin diğer nedenlere göre en kuvvetli faktör olduğuna  işaret etti. Ercan Gül, &#8220;Güneş ışınlarının dışında , kronik bacak  ülserleri, yanık bedenler üzerinde de cilt kanserleri az miktarda da  olsa gelişebilmektedir. Bazı kimyevî maddeler cilt kanseri yapmaktadır.  Bunlar arasında asfalt ve katran türevleri, arseniğin çevresindeki  tozlara karışması yer almaktadır&#8221; dedi. <br />Güneş altında devamlı çalışmayı gerektiren işlerde cilt kanserine  yakalanma riskinin arttığını hatırlatan Ercan Gül, şunları söyledi:  &#8220;Tespit ettiğimiz hastaların çoğunluğu güneşe devamlı maruz kalan  yerlerde, tarla kesiminde çalışan ve balıkçılıkla uğraşan insanlardır.  Bunun yanısıra denize giden kimselerin uzun süreli güneşte kalmamaları,  belirli saatlerde ve kısa seanslar halinde güneşlenmeleri cilt kanserine  yakalanma riskini azaltma yönünden önemlidir.&#8221; <br />Cilt kanserinin birtakım özelliklerinden dolayı erken teşhis ve  tedavi imkanı bulunduğunu dile getiren Dr. Ercan Gül, &#8220;Yavaş büyümeleri,  uzun süre lokalize kalmaları yüzünden, özellikle erken teşhis ve tedavi  edilen cilt kanserlerinin diğer organlara yayılma ihtimali ortadan  kalkmaktadır&#8221; diye konuştu. <br />ÇUKUROVA&#8217;DA ARTIŞ GÖSTERİYOR <br />Çukurova bölgesinde güneş ışınlarının etkinliği, coğrafik yapısı ve  hava nemliliğinin tarım ve sahil kesiminde balıkçılık ile uğraşan  insanlarda cilt kanserlerinin son zamanlarda artmasının en önde gelen  sebepler arasında olduğunu belirten Dr. Ercan Gül, güneşin tahribatına  maruz kalan pigmenti az, açık renk ciltlerde de cilt kanserlerinin  sıklıkla görüldüğünü kaydetti. <br />Dr. Ercan Gül, 51-70 yaş grubu arasında sıklıkla görülen kansere, bu yaş grubu altı ve üstünde de yakalanıldığını ifade etti. <br />UZUN SÜRELİ GÜNEŞTE KALMAYIN <br />Ercan Gül, şunları söyledi: &#8220;Tespit ettiğimiz hastaların çoğunluğu  güneşe devamlı maruz kalan yerlerde, tarla kesiminde çalışan ve  balıkçılıkla uğraşan insanlardır. Bunun yanısıra denize giden kimselerin  uzun süreli güneşte kalmamaları, belirli saatlerde ve kısa seanslar  halinde güneşlenmeleri cilt kanserine yakalanma riskini azaltma yönünden  önemlidir&#8221; <br />AÇIK RENK CİLTLERDE ETKİ FAZLA <br />Çukurova bölgesinde güneş ışınlarının etkinliği, coğrafik yapısı ve  hava nemliliğinin tarım ve sahil kesiminde balıkçılık ile uğraşan  insanlarda cilt kanserlerinin son zamanlarda artmasının en önde gelen  sebepler arasında olduğunu belirten Dr. Ercan Gül, güneşin tahribatına  maruz kalan pigmenti az, açık renk ciltlerde de cilt kanserlerinin  sıklıkla görüldüğünü kaydetti </div>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/cilt-kanseri-sebepleri.htm">Cilt Kanseri sebepleri</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/cilt-kanseri-sebepleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kortizon içerikli astım ilaçları</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/kortizon-icerikli-astim-ilaclari.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/kortizon-icerikli-astim-ilaclari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 02:54:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/kortizon-icerikli-astim-ilaclari.htm</guid>
		<description><![CDATA[Dünyadaki yaşam şartlarının düzelmesine bağlı olarak astımlı hasta sıklığında artış var. Dünyada ve Türkiye’de her 4 Mayıs’ta, Dünya Astım Günü’nde hastalığa dikkat çekiliyor.Astımın Türkiye ve dünyada görülme sıklığı nedir?Astımın görülme sıklığı ülkeden ülkeye değişiyor. Avrupa’da nüfusun yüzde 10’unun üzeri astımlı. Sıklık o ülkenin gelişmişliği ve yaşam koşullarıyla birebir ilgili. Ülkemizde astım çocuklar arasında yüzde 5- [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/kortizon-icerikli-astim-ilaclari.htm">Kortizon içerikli astım ilaçları</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"> </div>
<div align="center"></div>
<div align="center"></div>
<table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto;margin-right: auto;text-align: center">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: center"><img border="0" src="http://www.kadinlaricin.net/images/articles/3520/primary-original.jpg" style="margin-left: auto;margin-right: auto" /></td>
</tr>
<tr>
<td class="tr-caption" style="text-align: center"><span style="font-size: small">Dünyadaki yaşam şartlarının düzelmesine bağlı olarak astımlı hasta  sıklığında artış var. Dünyada ve Türkiye’de her 4 Mayıs’ta, Dünya Astım  Günü’nde hastalığa dikkat çekiliyor.</span><br /><span style="font-size: small">Astımın Türkiye ve dünyada görülme sıklığı nedir?</span><br /><span style="font-size: small">Astımın görülme sıklığı ülkeden ülkeye değişiyor. Avrupa’da nüfusun  yüzde 10’unun üzeri astımlı. Sıklık o ülkenin gelişmişliği ve yaşam  koşullarıyla birebir ilgili. Ülkemizde astım çocuklar arasında yüzde 5- 8  ve erişkinlerde ise yüzde 2- 5 oranlarında görülüyor. Türk Toraks  Derneği Astım Araştırma Grubu olarak ülkemizin 12 ilinde çocuk ve  erişkinlerde hastalığa etki eden risk analizi araştırılıyor. Sonuçlar  2-3 Aralık 2004 tarihinde İstanbul’da ilk kez yapılacak olan  Uluslararası Astım Sempozyumu’nda bilim dünyasına sunulacak. </span><br /><span style="font-size: small">Astımın gelişmesi ve seyrinde çevresel ve genetik faktörlerin rolü nedir?</span><br /><span style="font-size: small">Astım esasen genetik temeli olan ancak belirli yaşam koşulları ve  çevrenin etkisiyle kendini gösteren bir hastalık. Anne ya da babadan  birinin astımlı olmasında, çocuğun astım olma ihtimali yüzde 25  dolaylarında. </span><br /><span style="font-size: small">Tedavi edilir hastalıklar içinde mi?</span><br /><span style="font-size: small">Astım günümüzde tedavi edilebilen bir hastalık. Tedavisinde  kullanılan her türlü ilaç ülkemizde var. Yaşam koşullarında radikal  değişiklikler gerektirebilir. </span><br /><span style="font-size: small">Kortizon içerikli ilaçlar hastalar ve yakınlarında korkuya,  dolayısıyla da bazen tedaviyi uyumu bozmalarına yol açıyor. Bu ilaçların  uzun süreli kullanımları güvenli mi?</span><br /><span style="font-size: small">Bu ilaçlar bugün için bilinen en etkili ilaçlar.Çocuklarda ve  gebelerde kullanılmıyor. Astım için geliştirilen sprey veya toz biçimi  kortizonlu ilaçlar bu hastalık için özel olarak üretiliyor. Bunların yan  etkileri mutlaka var. En sık yan etkiler lokal olarak boğazda tahriş,  ses kısıklığı veya pamukçuk oluşumu. Bu yan etkilerin hepsi, ilaçları  her kullanım sonrası bir bardak su alıp her yudumda ağız ve boğazın  gargara yapılıp çalkalanması ve bu suyun tükürülmesi ile önlenebilir.  Çocuklarda büyümeye engel olmaz. </span><br /><span style="font-size: small">Astım ilaçları kaç grupta toplanır? Hangileri esas tedavi, hangileri yardımcı?</span><br /><span style="font-size: small">Esas olarak tedavi eden (kortizonlu ilaçlar ve bunların benzerleri )  ve nefes açan yani rahatlatan olmak üzere iki grup ilacımız bulunuyor. </span><br /><span style="font-size: small">Arı sütü, bıldırcın yumurtası, mağara terapileri gibi yöntemlerin tedavide yeri var mı?</span><br /><span style="font-size: small">Dünyanın hemen her yerinde eğilim olsa da astım tedavisinde bunların  rolü yok. Kimi bitkisel ilaçlardan tedavi olarak değil ama nefes açıcı  veya rahatlatıcı olarak yararlanılabilir. </span><br /><span style="font-size: small">Astımlı hastalar için umut veren gelişmeler var mı?</span><br /><span style="font-size: small">Çalışmalar, hastalığın ortaya çıkmadan önlenebilmesi ve erken  tedavisi üzerine yoğunlaşıyor. Çıkan her yeni ilacı bizler daha çıkmadan  takip ediyoruz ve çıktıktan kısa süre sonra veya aynı anda ülkemizde de  kullanıma çıkıyor. </span><br /><span style="font-size: small">Atakların önüne geçebilmek için hastalara önerileriniz neler?</span><br /><span style="font-size: small">Uygun tedavi gören bir astımlı atak geçirmemeli. Eğer sık sık atak  geçiriyorsa ya tedavisi eksiktir ya da bu tedaviyi almıyordur. Atak  tedavisi her hastanenin acil servisinde yapılıyor. Atak tedavisinden  sonra hasta, duruma göre bir iki hafta kortizon tablet alarak bu  tedaviyi perçinlemeli. Esas tedavi eden ilaçlarını düzenli olarak  kullanmalılar. İmkan varsa evlerinde basit nefes gücü ölçen PEFMETRE  aletinden almalı ve nefeslerini ölçmeliler. Bu basit aletlerle nefesler  ölç</span>ülebilir. </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/kortizon-icerikli-astim-ilaclari.htm">Kortizon içerikli astım ilaçları</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/kortizon-icerikli-astim-ilaclari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makattan neden kan gelir</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/makattan-neden-kan-gelir.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/makattan-neden-kan-gelir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 18:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/makattan-neden-kan-gelir.htm</guid>
		<description><![CDATA[Kanamalar ciddi bir hastalık belirtisi olabilirBüyük abdest sırasında veya sonrasında kanama ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Kanama genellikle kabızlık ve ağrı ile birlikte olmaktadır. Kanamanın zamanı, ağrı veya kabızlık ile birlikte olup olmaması ve sıklığı hastalığın tespitinde önem taşır. Mide ve onikiparmak bağırsağındaki ülserler de kanamaya sebep olabilirler. Ancak buradaki kanamalar mide asidi ile sindirildiğinden [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/makattan-neden-kan-gelir.htm">Makattan neden kan gelir</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"> </div>
<div align="center"></div>
<table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto;margin-right: auto;text-align: center">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: center"><img border="0" src="http://www.kadinlaricin.net/images/articles/3432/primary-original.jpg" style="margin-left: auto;margin-right: auto" /></td>
</tr>
<tr>
<td class="tr-caption" style="text-align: center"> Kanamalar ciddi bir hastalık belirtisi olabilir<br />Büyük abdest sırasında veya sonrasında kanama ciddi bir hastalığın  belirtisi olabilir. Kanama genellikle kabızlık ve ağrı ile birlikte  olmaktadır. <br />Kanamanın zamanı, ağrı veya kabızlık ile birlikte olup olmaması ve sıklığı hastalığın tespitinde önem taşır. <br />Mide ve onikiparmak bağırsağındaki ülserler de kanamaya sebep  olabilirler. Ancak buradaki kanamalar mide asidi ile sindirildiğinden  parlak kırmızı kan yerine siyah renkli dışkıya neden olurlar. <br />Parlak kırmızı renkli kanamaya sebep olan hastalıkların en ciddisi  kalın bağırsak kanserleridir. Bunun dışında bazı iyi huylu tümörler,  hemoroid (basur) hastalığı, anal fissür ve apseler de kanamaya sebep  olan hastalıklardır. Buradan da anlaşılacağı gibi büyük abdest sırasında  kanama görülmesi ciddi bir durumdur ve kişinin mutlaka bir genel  cerrahi uzmanınca muayenesi gereklidir. Muayene sırasında kanama ile  birlikte kabızlık, ağrı, kilo kaybı, çarpıntı, halsizlik gibi  şikayetlerinin olup olmadığı sorulur. Ailede bağırsak kanserine  yakalanan kişinin olup olmadığı da sorulmaktadır. Muayene sırasında özel  aletlerle makat içerisine bakılarak hastalık tespit edilmeye çalışılır.  Cerrahi uzmanı bazı durumlarda ilaçlı bağırsak filmi veya kolonoskopiye  (kalınbağırsakların kamera yardımı ile tetkikine) gerek duyabilir. <br />Makattan kanama çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Bu yüzden  makattan kanama durumunda bir cerrahi uzmanın muayenesi ve gerekli  gördüğü film ve tetkiklerin yapılması hayati önem taşımaktadır. Diğer  hastalıklarda olduğu gibi erken teşhis hayat kurtarmaktadır. Erken  evrede tespit edilen hastalıklar daha kolay ve ucuz tedavi edilmektedir.  Büyük abdestte kan görüldüğü zaman hemen endişelenmeyin; ancak kendi  kendinize eczaneden ilaç alarak veya bitkisel ilaçlarla vakit  kaybetmeyin, muayene olmak sanıldığı kadar zor ve ağrılı değildir.  Doktorunuz size gerekli ilgiyi ve desteği verecektir. <br />Kanamaya sebep olan hastalıkların en önemli ve en sık olanları nelerdir?<br />Hemoroid (basur) hastalığı Hemoroid, kalın bağırsağın en son  bölümündeki damarların sarkması sonucu oluşan ve yumuşak parlak kırmızı  renkli şişliklerdir. <br />Genellikle kabızlık, uzun süre ayakta durma veya oturma sonucu ortaya  çıkmaktadır. Makatta dolgunluk, dışkılama sırasında kanama ve kabızlığa  sebep olurlar. Hemoroidler makatın içerisinden ve dışarısından köken  alabilirler. İki tip hemoroid bir arada da bulunabilir. İç hemoroidler 4  dereceye ayrılır. 1. derece olanlar sürekli içeridedir. 2. derece  hemoroidler dışkılama ile dışarı çıkıp kendiliğinden içeri girerler. 3.  derece olanlar kendiliğinden içeri girmezler. 4. derece olanlar hiç  içeri girmeyen, sürekli dışarıda olan hemoroidlerdir. 3 ve 4. derece  hemoroidler ve dış hemoroidler ameliyatla tedavi edilirler. 1. ve 2.  derece hemoroidlerin tedavisi için çoğu zaman ameliyata gerek duyulmaz.  Bu hastalar infrared koagülasyon (kızılötesi ışın), bant ligasyon ve  skleroterapi (ilaç enjeksiyonu) yöntemleri ile başarılı olarak tedavi  edilmektedir. Bu yöntemlerin başarı şansı ameliyata yakındır, anestezi  (narkoz) ve hastanede yatmaya gerek duyulmamaktadır. Bizim merkezimizde  bu işlem 10–15 dakika sürmekte ve hastalar ertesi gün işlerine  gidebilmektedirler. <br />Anal fissür (çatlak) <br />Bu hastalık genellikle sık sık kabız olan kimselerde makat derisinde  meydana gelen yırtılma sonucu oluşur. Dışkılama aşırı ağrılıdır. Arasıra  kanama olabilir. Kişiler ağrıdan dolayı tuvalete gitmek istemez.  Karında şişlik, gaz sancısı, hatta psikolojik olarak keyifsizlik,  isteksizlik gibi şikayetlere bile sebep olabilir. Hastalık yeni  oluşmuşsa tedavisinde öncelikle dışkı yumuşatıcı ilaçlar ve pomatlar  kullanılır. 4–6 hafta içinde hastalıkta gerileme olmazsa ameliyatla  tedavi gereklidir. Ameliyatta makat genişletilerek çatlağın iyileşmesi  sağlanır. Bu ameliyat bizim merkezimizde lokal anestezi yöntemi ile kısa  sürede yapılmakta ve hasta hemen taburcu edilmektedir. Hasta  bayıltılmadığı için hastanede yatmasına gerek duyulmamaktadır. Deneyimli  kişilerce yapılan ameliyattan sonra hastalığın tekrarlama ihtimali %  1’dir. <br />Kanser <br />Kalınbağırsağın son bölümü tıp dilinde rektum olarak adlandırılır. Bu  bölge kalın bağırsak kanserlerinin en çok köken aldığı bölümdür. Rektum  kanseri genellikle 0 yaşın üzerindeki kişilerde daha sık olmakla  birlikte her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Batı toplumlarında daha  çok görülmektedir. Sebze, meyve gibi posa yapıcı yiyeceklerin az  tüketilmesi ve aşırı yağlı yiyeceklerle beslenmenin bu hastalık  gelişimine sebep olduğu belirtilmektedir. Hastalık kendini kanama,  tuvalet alışkanlıklarında değişiklik, birbirini takip eden ishal ve  kabızlık nöbetleri ve makatta dolgunluk gibi şikayetlerle belli eder.  Hastalığın tedavisinde erken teşhisin önemi büyüktür. </td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center">&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/makattan-neden-kan-gelir.htm">Makattan neden kan gelir</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/makattan-neden-kan-gelir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Damar tıkanıklığı tedavisi</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/damar-tikanikligi-tedavisi.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/damar-tikanikligi-tedavisi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 16:51:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/damar-tikanikligi-tedavisi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Bilimadamları, lazer ışınlarını kullanarak tıkanık kalp damarlarını açabilecek bir yöntem geliştirdi.İngiltere’deki Ulusal Tıp Laser Merkezi öğretim üyelerinden Prof. Stephen Brown’ın “fotodinamik terapi” (PDT) adı verilen yöntemin kalp hastalıklarının yanı sıra, beyindeki tümör, boyun cilt ve ağız kanserlerini de iyileştirebildiği kaydedildi. PDT’nin kalp damarlarını açmada balon yöntemine benzer şekilde kullanıldığını kaydeden Brown, İngiltere’de yedi hastanın bu [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/damar-tikanikligi-tedavisi.htm">Damar tıkanıklığı tedavisi</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">Bilimadamları, lazer ışınlarını kullanarak tıkanık kalp damarlarını açabilecek bir yöntem geliştirdi.<br />İngiltere’deki  Ulusal Tıp Laser Merkezi öğretim üyelerinden Prof. Stephen Brown’ın  “fotodinamik terapi” (PDT) adı verilen yöntemin kalp hastalıklarının  yanı sıra, beyindeki tümör, boyun cilt ve ağız kanserlerini de iyileştirebildiği kaydedildi. <br />PDT’nin kalp damarlarını açmada balon yöntemine benzer şekilde kullanıldığını kay<br />deden  Brown, İngiltere’de yedi hastanın bu teknikle tedavi edildiğini ve  hastaların altı ay sonra büyük bir iyileşme gösterdiklerini belirtti.  Balon yönteminde hastaların yüzde 75’inin tekrar damar tıkanıklığı  yaşadıkları savunulurken, yeni yöntemle bu tekrarlanmanın çok ender  görüldüğü bildirildi. <br />Yeni tekniğin tıp alanında büyük bir devrim  olduğunu iddia eden Prof. Brown, ışınla tedavi yönteminin tüm kalbe  uygulanması üzerinde çalıştıklarını kaydetti.</div>
<div align="left"><strong><img align="right" alt="Damar tıkanıklığı" height="0" src="http://www.kadinlaricin.net/images/articles/591/damar-tikanikligi.jpg" width="0" />Kök hücre ile ayaktaki damar tıkanıklığı açılıyor</strong></div>
<div align="left">Kök hücre nakli ile tedavi uygulaması giderek yaygınlık  kazanıyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde de, bilinen bütün  yöntemler denenmesine rağmen bir türlü tedavi edilemeyen tıkalı ayak  damarları kök hücre nakli ile açılıyor. <br />Ankara Üniversitesi Tıp  Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyelerinden  Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren, bilim dünyasının genetikte ve hücre  biyolojisinde önemli ilerlemeler kaydettiğini söyledi. Eren, “Deneysel  çalışmalarda, kök hücrelerden kalp veya damar hücresi elde etmenin ve  çoğaltmanın mümkün olduğunu gördük. Böylece elde edilen bu hücreleri  kalp ve damar sisteminin çalışmayan bölgelerine ekilerek bu bölgelerin  tekrar faaliyete geçirilebileceğini tesbit ettik” dedi.</p>
<p>Olumlu sonuç verdi<br />İnsanlarda  her türlü hücreye dönüşebilme yeteneği olan kök hücrelerle  uyguladıkları tedavi yönteminde çok başarılı sonuçlar alındığını  belirten Eren, bu konuda şunları söyledi: “Kök hücrelerin bu tür  kullanımında hiçbir tıbbi ve etik problem yoktur. Deneysel çalışmalar da  olumlu sonuçlar vermiştir. Bu sebeple, son birkaç yıldır üzerinde  çalıştığımız bu tedaviyi artık insanlarda da uygulamaya başladık. Önce  ayak damarları tıkalı hastalarda bu tedaviyi uygulamaya başladık. Şu ana  kadar aldığımız sonuçlar oldukça başarılı. Ancak, bu yöntemin kesin ve  çok etkili bir tedavi şekli olduğunu söylemek için daha çok erken.”</div>
<div align="left"><strong>Damar tıkanıklığı`na karşı yeni protein</strong></div>
<p>Alman bilim adamları, damar tıkanıklığında önemli rol oynayan bir protein tespit ettiler. <br />Nature Medicine dergisinde yayımlanacak araştırmaya göre, G 13 isimli  proteinin işlevinin çözülmesiyle kalp krizi ve inme gibi hastalıklara  karşı etkili ilaç geliştirilmesinin yolu açıldı.&nbsp; <br />Heidelberg Üniversitesi Farmakoloji Enstitüsü&#8217;nde görevli bilim  adamları tarafından bulunan G 13 proteini, trombositlerin (kan  hücreleri) birikmesine ve dolayısıyla damar tıkanıklığı `na neden  olabilen önemli sinyaller gönderiyor.&nbsp; <br />Trombositlerin yaralanmalarda pıhtılaşmayı sağlayarak kanamayı  durdurduğunu belirten bilim adamları, bu kan hücrelerinin damar içinde  aktif hale gelmesiyle damarların tıkanabildiğini ve kalp krizi ile  inmede olduğu gibi organlara kan akışını durdurabildiğini kaydettiler. <br />Bilim adamları, G 13 proteini olmayan farelerin atar damar  pıhtılaşmasına karşı dirençli olduğunu ve bu farelerde ani kanamaların  görülmediğini tespit ettiler.&nbsp; <br />Enstitü Başkanı Stefan Offermanns, kalp krizi ve inmenin önlenmesi  için yaygın olarak Aspirin kullanıldığını hatırlatarak, bu proteinin  bulunmasıyla önlem ve tedavi için etkili bir ilacın  geliştirilebileceğine dikkat çekti.
<div align="left"><strong><img align="left" alt="Damar tıkanıklığı" height="281" src="http://www.kadinlaricin.net/images/articles/591/damartikanikligi.jpg" width="236" />Damarlarınızı kontrol ettirin</strong></div>
<div align="left">Şeker hastaları  ya da sigara tiryakileri için tehlike çanları çalıyor. Çünkü bunların  sonucunda oluşan damar hastalıkları ilerlediğinde, hasta ayağını ya da  parmaklarını kaybedebiliyor. Bu yüzden doktorlar &#8220;damarlarınızı kontrol  ettirin&#8221; uyarısında bulunuyor.&nbsp; </div>
<div align="left">Şeker hastalığı ya  da sigara tiryakiliği, damarları ve sinir uçlarını vurduğunda ortaya  çıkan sonuç kaçınılmaz oluyor. Ayaklarda dolaşım bozukluğu başlıyor.  Uzmanlar, özellikle şeker hastalarının yılda, altı ayda, ya da 2 ayda  bir periyodik kontrollerini yaptırmalarını istiyor. Hastaların,  damarlarına baktırmaları, böbrek ve kan değerlerini ölçtürmeleri  isteniyor. Dolaşım bozukluğu sadece şeker hastalarında değil, sigaraya  bağlı burger hastalığında da ortaya çıkıyor. Dolaşım bozukluğu olan  hastalar zamanında ve doğru bir tedavi ile sağlıklarına kavuşabiliyor.  Önemli olan geç kalmamak</div>
<div align="left"><strong>Kalp sağlığımız alarm veriyor</strong></div>
<div align="left">Türkiye&#8217;de her yıl, 200 bin kişinin kalp hastalığından  ölüyor. Kalp krizi önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen hastalar  doktorların uyarılarını dikkate almıyor.Damar tıkanıklığına bağlı kalp  krizi, inme ve kangren nedeniyle hastaneye başvuran her 10 hastadan 7&#8217;si  yaşam şeklini değiştirmediği için sürekli risk altında yaşadığı  belirtildi&nbsp; <br />Türk Kardiyoloji Derneği, 21. Uluslararası Kardiyoloji  Kongresi&#8217;ni Antalya&#8217;da gerçekleştirdi. 23&#8217;ü yabancı 191 konuşmacı ile 3  binden fazla kişinin katıldığı kongreye, 552 bildiri okundu.Türklerin  Avrupa ve Amerika&#8217;daki insanlara göre daha erken yaşlarda kalp krizi  geçirdiğine dikkat çekilen araştırmada, hastalığın ciddiye alınması  uyarısı yapıldı.&nbsp; Kalp krizinin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat  çeken uzmanlar, kalp krizi geçiren insanların bile kendilerine iyi  bakmadıkları vurgulandı.Kongrede açıklanan bir araştırmanın sonucu ise  doktorların uyarılarını doğruluyor.Çünkü damar tıkanıklığı`na bağlı kalp  krizi, inme ve kangren nedeniyle hastaneye başvuran 793 hastanın bir  yıl boyunca takip edilmesiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre hastalar  ölümcül risklere rağmen yaşam standartını değiştirmedi. Hastaların  yüzde 80&#8217;inin sigara içmeye devam etti, yüzde 76.6&#8217;sının  hipertansiyonunda değişiklik olmadı ve her 100 hastadan sadece 3&#8217;ü  düzenli egzersiz yaptı.Kongreye katılan Uludağ Üniversitesi Tıp  Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Akın  Serdar ise kalp krizini, kalbin kanseri olarak nitelendirdi.Prof. Dr.  Serdar, &#8220;Kalp yetmezliği kardiyolojinin bir nevi kanseri. Ancak  insanlara kanser olduğunu söylediğinizde dünyası yıkılıyor, var deyince ise bir şeyi yokmuş gibi davranıyor&#8221; diye konuştu. </div>
<p><strong>Damar tıkanıklığı`na karşı C ve E vitamini</strong> <br />ABD&#8217;li bilim adamı Gary Platnet ve ekibi tarafından ultrasonografi  cihazlarıyla yapılan bir araştırmada, yemekten önce C ve E vitamini  verilen deneklerin kol damarlarının genişleme süreci incelendi.  Araştırmada yağlı yiyeceklerden önce 1 gram C ile 800 ünite E vitamini  alan deneklerin kol damarlarının, bu vitaminleri almayanlara oranla daha  esnek olduğu anlaşıldı. Bunun nedeni anlaşılamadı. 
<div align="left"><strong>Deriden damar üretildi!</strong> </div>
<div align="justify">Amerikalı bilim adamları, iki hastanın deri  hücrelerinden ürettikleri kan damarlarını, yine bu hastalara başarıyla  nakletti. The Guardian’ın haberine göre, California merkezli  biyoteknoloji şirketi Cytograft Doku Mühendisliği’nin araştırmacıları,  bu damarları böbrek hastaları için ürettiler, ancak çok yakında by-pass  ameliyatlarında da kullanacak. Üretiminin altı ay sürdüğü belirtilen kan  damarlarının, gelecekte şeker hastalarının zamanla zayıflayan bacak  damarlarını yenileyerek, onları parmak ve bacak kesilmesinden kurtarmak  için de kullanılabileceği bildiriliyor.</div>
<div align="justify">“Benim testislerimden birisinin etrafındaki damarda  genişleme oldu. Mor renk aldı ve şişti. Bunun için doktora gittim  varikosel dedi. Ameliyat olmamı tavsiye etti, ameliyat olmaz isem  kısırlık yapabilirmiş. Bu yüzden ameliyat oldum. Varikosel nedir, ne  gibi zararları vardır? Beni aydınlatırsanız memnun olurum. Ayrıca bacak  damarlarımda da genişleme var. Midemde yanma oluyor. Bunlar için bilgi  verirseniz memnun olurum.”<br />Testisleri besleyen kanın geriye gidişini  sağlayan toplardamarların genişlemesine varikosel denir. Damarların  içinde kan göllenir ve şişkin vaziyette izlenir. Renk mavimtıraktır.  Bazen gerilme ağrısı olabilir. Varikoselde lokal ısı artımı olur.  Testislerde ısı artması sperm yapımını olumsuz yönde etkiler. Yani sperm  sayısı azalır, kalitesi bozulur. Bu da çocuk sahibi olmayı güçleştirir.  Sizin çocuğunuzun olmayışı buna bağlı olabilir. Ameliyattan bir süre  sonra sperm sayısında artma olur. Sizin ameliyattan bir yıl sonra bile  çocuk sahibi olamayışınızın altında başka sebepler aramak lazımdır. Bir  üroloji uzmanının takibine girseniz iyi olur. Bacak damarlarınızdaki  genişleme varisten ileri gelir. Varis de aynen varikosel gibi venlerin  genişlemesi ile meydana gelir. Uzun süre ayakta kalanlarda sık  rastlanır. Hafif vakalarda varis çorabı giyilir. İlerlemiş, ağrılı,  ayakta yanma yapan varisleri ise ameliyat ile almalı. Damar cerrahı ile  görüşmeniz iyi olur. Midedeki yanma gastrit veya ülserden ileri  gelebilir. Stresli bir hayatınız var. Stres insanın en fazla midesini  etkiler. Acılı baharatlı gıdalardan uzak durmalı, üşütmemeli, az ve sık  yemeli. Şikayetlerinizde azalma olmaz ise bir gastroenteroloji uzmanına  muayene olmanız, mide filmi çektirmeniz iyi olur. Ayrıca gastroskopi  dediğimiz ışıklı bir alet ile midenize bakılarak teşhis konabilir.</div>
<div align="left"><strong>Karabaş otu şurubu damarları açıyor</strong></div>
<div align="justify">Karabaş otu ezildiği zaman çok kuvvetli ancak hoş  olmayan bir koku çıkaran bitkidir. Mavi veya menekşe renginde çiçekleri  vardır. Karabaş otundan “karabaş yağı” denen bir esans da çıkarılır.  Genellikle alçak makilik alanlarda yetişen karabaş otu oldukça faydalı  bir bitki. İşte bunlardan bazıları: Kalbe kuvvet verir, ağrıları  geçirir. Damar sertliğinde faydalıdır, kalb ve beyin damarlarını açar.  Balgam söktürür. Sara ve beyin hastalıklarında kullanılır. Uyuşukluğu  giderir, vücuda zindelik verir.<br />Karabaş otu ile yapılacak şurubun  hazırlanışı oldukça kolay: Bir bardak suyu ateşte kaynatıp, içine  üç-dört tane karabaşotu meyvesi atılır. 10-15 dakika kadar demlemeye  bırakılır, daha sonra süzülerek soğutulur. Çok acı olduğu için karabaş  otu şurubunu içmeden önce balla veya şekerle tatlandırmak gerekir. Bir  bardak su ile hazırlanan şurup ikiye bölünerek sabah ve akşam tok  karnına içilir.</div>
<div class="hurriyet2008_detail_subject"><span><strong>Ameliyatsız by pass için büyük rekabet</strong> </span></div>
<p><span> ABD&#8217;li ve Alman bilimadamları arasında kalp ameliyatını gereksiz  kılacak genetik by-pass metodunu geliştirmek üzere müthiş bir rekabet  yaşanıyor.  </p>
<p>Genetik by-pass metodu, ameliyata ihtiyaç duyulmadan kalpte  damarlar oluşturarak tıkanık damarların bu yolla by-pass edilmesini  öngörüyor. Genetik-by pass mucizesiyle ilgili ilk açıklama, Boston&#8217;daki  Tufts Üniversitesi ile St.Elizabeth Tıp Merkezi ortaklaşa yürüttükleri  projeye imza atan Dr Jeffrey Isner&#8217;dan geldi. Isner ve ekibi yeni metodu  ilk önce bacaklarında ileri derecede damar tıkanıklığı bulunan 9  hastaya uyguladı.  </p>
<p><b>Bacakta başarılı oldu  </b></p>
<p>Bacak kaslarına büyüme faktörü içeren bir madde enjekte  edilen 9 hastanın 8&#8217;inde yeni damarlar oluşarak, tıkanık damar by-pass  edildi. Damar tıkanıklığı yüzünden hastalardan 5&#8217;inin bacağı kesilme  tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Söz konusu hastalar da bu uygulama sonucu  ayağa kalktı. Bacakta başarılı sonuç veren bu yöntemin kalpte de  uygulanabileceğini belirten Dr Isner, gelecekte bu metodun anjiyo ve  by-pass operasyonları kadar yaygınlaşacağını söylüyor.  </p>
<p><b>Rekabete Almanlar da katıldı  </b></p>
<p>Amerikalı bilimadamlarından sonra Almanlar da benzer bir  teknik üzerinde çalıştıklarını açıkladılar. Fuldalı kalp cerrahı Thomas  Joseph Stegmann, hastaların kalp duvarına genetik bir madde şırınga  ederek kalbin kendi kendine yeni damarlar oluşturmasını sağladı. Büyüme  faktörü enjekte edilen 19 hastada kalbe kan ve oksijen taşıyacak tali  damarlar oluştu. Ancak tıkalı damarı rahatlatan bu kılcal damarların  kapasitesinin şimdilik tıkanıklığı by-pass etmeye yetmediği  belirtiliyor.  </p>
<p><b>Ameliyata gerek kalmayacak</b>  </p>
<p>Almanya&#8217;nın genetik-by pass metodunu kalp üzerinde denediğini  açıklamasının ardından Amerikalı doktorlardan oluşan bir başka grup daha  benzer denemeler yaptıklarını ilan ederek yarışı hızlandırdılar.  Minnesota Üniversitesi&#8217;nden Dr. Timothy Henry, 15 hastaya uyguladıkları  bu yeni teknikten olumlu sonuçlar aldıklarını duyurdu. İleride bu  ameliyatların açık kalp ameliyatlarını gereksiz kılması bekleniyor. <br /><strong>Diabet, damarları tıkayabilir</strong><br />Diabet (Şeker  hastalığı), yan etkilerini öncelikle damarlarda gösteren bir  hastalıktır. Hastalığın komplikasyonu olarak ortaya çıkan sağlık  sorunlarının büyük bir kısmının temelinde yatan etken, damarlarda  tıkanmaya gidiştir. Öncelikle kılcal damarlar etkilenir, giderek daha  büyük damarlar da hasar görür. Sizin bacaklarınızda hissettiklerinizin  de damarlardaki daralmalara bağlı olduğunu sanıyorum. Ağrı ve krampların  bir süre yürüdükten sonra belirmesi, daralmış olan damarlardan gelen az  miktardaki kanın, istirahat sırasında buradaki dokuları beslemeye  yetmesi, ancak, kasların işinin ve buna bağlı olarak beslenme  ihtiyacının arttığı efor hallerinde kan artışı sağlanamadığı için  beslenme yetersizliği oluşmasına bağlıdır. Diabetinizi tedavi eden  merkezin ya da hekimin zaman zaman bu açıdan kontroller yapması  gerekirdi. Böylece daha şikayet vermeyecek boyutlardaki damar  tıkanıklıklarının teşhisi mümkün olabilirdi. </p>
<p>Bu aşamada sizin yapmanız gereken şey, en kısa zamanda, kalp-damar hastalıkları konusunda uzman bir hekime başvurmak olmalıdır. <br /><strong>Kalp damarım tıkandı</strong> <br />Bir süre önce bir kalp krizi geçirdim. Bir damarım % 85 oranında  tıkalı bulundu. Bir hafta sonra anjiyoplasti yapıldı, ama sonuç  başarısız olmuş, çünkü damar tamamen tıkalıymış. Doktorlar diğer  damarlarım tamamen açık olduğu için dikkat edersem ve ilaçları düzenli  kullanırsam sorun olmayacağını söylediler. Oysa anjiplasti olmadan önce  ağrım yokken, şimdilerde ağrı olmaya başladı. Bunun yapılan işlemle bir  ilgisi var mı? Tek damar hastalığının bundan sonraki evreleri nelerdir? </p>
<p><strong></strong><br /><i> </i> <br />Bir insanın elinde olmadan yaptığı hatasını kabul  edebilmesi onun büyüklüğünü gösterir. Bu sözlerimin nedeni, sizin  anjiyoplasti (balonla damar açma) işleminize karar alınması, yapılması  ve sonrasında meslektaşlarımızın tutumu. Evet, gerçekten tek damar  daralmaları önemli bir sorun yaratmayabilir, ama sizin tehlikeli bir  kalp krizi geçirmenize neden olmuş. Tek damar hastalığı bazen müdahaleyi  gerektirmez ama doktorlarınız anjiyoplasti yapmaya gerek duymuşlar.  Anjiyoda damarın % 85 tıkalı olduğu görülmüş, ancak işlem sırasında %  100 kapalı olduğu için damarı genişletme işleminin başarısız olduğu  söylenmiş.  </p>
<p>Tek damarın % 85 oranında daralmış olması nedeniyle kalp krizi  geçirmiş olmanız dikkate alınınca, bunun hangi damar olduğunu bilmememe  rağmen, anjiyoplasti kararı alınması bence isabetli bir görüş. Sorun  sanıyorum, anjiyoplastinin başarısız olması. Dünyanın en gelişmiş kalp  merkezlerinde bile rastlanabilecek bir şekilde, girişim başarısızlıkla  sonuçlanmış ve daha önce % 15 açıklığı olan damar tümden tıkanmış.  Nitekim sizin, işlemden önce daha rahat durumdayken işlem sonrası  şikayetlerinizin arttığını belirtmeniz de bunu düşündürüyor.  </p>
<p>Bu aşamadan sonra benim görüşüm, kardiyoloji konusunda gelişmiş  merkezlerden birine başvurarak, talyum stres test olarak adlandırılan  testler gibi yöntemlerle, kalbinizin kan dolaşımı hakkında bilgi  edinmenizin doğru olacağını sanıyorum. Eğer kalbinizde ciddi anlamda  beslenme sorunu oluyor ve ilaç kullanımı ile kontrol altına  alınamıyorsa, by-pass ameliyatı olmanız gerekebilir.
<div class="hurriyet2008_detail_subject"><span><span style="font-size: small">Bakteriler de damar tıkıyor</span> </span></div>
<p><span> Almanya&#8217;nın en büyük gazetelerinden Bild, yapılan son araştırmalar  sonucu bir bakterinin de kalp hastalığında etkili olduğunu duyurdu. Buna  göre ‘‘Klamidya’’ adlı bazı bakteriler, kalp damarlarında kireçlenmeye  ve dolayısıyla tıkanmaya neden oluyor. Böylece kalp krizirne davetiye  çıkarılıyor. Bu bakteriye ölü kalp damarlarında rastladıklarını söyleyen  bilim adamları, bakteri öldürücü antibiyotiklerin damarları koruyup  koruyamayacağını henüz bilemediklerini söylüyorlar.  </p>
<p><b>KALP ERKEKLERİ VURUYOR  </b></p>
<p>Genellikle 40 ile 60&#8217;lı yaşlar arasında görülen kalp  hastalıkları, en çok erkekleri seviyor. Kalp hastalıklarının erkeklerde,  kadınlara oranla 4 misli daha fazla görüldüğünü söyleyen uzmanlar,  kalbin yeni düşmanlarını da saptadılar. Bugüne kadar sadece sigara,  aşırı stres ve kolesterolün kalbin düşmanı olarak bilindiğini söyleyen  bilim adamları ‘‘En son bilimsel araştırmalara göre vitamin eksikliği  ile bakteriler de kalbe zarar veriyor’’ dediler. İşte kalp  hastalıklarıyla ilgili en son araştırma sonuçları:  </p>
<p><b>Yağ kalp damarlarını tıkıyor</b>  </p>
<p>Kandaki yüksek orandaki yağ özellikle hassas olan kalp  damarlarında birikiyor ve enfarktüs meydana geliyor. Enfarktüsten sonra  kandaki yağ oranının rejim ya da ilaçlarla düşürülmesi, yeni bir  enfarktüse karşı koruyor.  </p>
<p><b>ÖNERİ:</b> 40 yaşın üzerindeki erkekler, mutlaka kolesterollerini ölçtürmeli ve yüksekse kolesterol düşürücü ilaçlar kullanmalılar.  </p>
<p><b>Vitamin enfarktüsten koruyor  </b></p>
<p>ABD&#8217;li bilim adamlarının yaptığı en son araştırmalara göre  bazı vitaminler, örneğin folik asit ile B6 vitamini, enfarktüse karşı  koruyucu. Vitaminlerin, kanda bulunan ve kalp damarlarına zarar veren  ‘‘Homocystein’’ adlı bir protein maddesini düşürdüğünü söyleyen bilim  adamları, ‘‘Bu madde vitaminlerle azaltıldığı takdirde, damarlara zarar  vermesi mümkün olmuyor’’ diyorlar.  </p>
<p><b>ÖNERİ:</b> Bol bol yeşil yapraklı sebzeler yiyin.  </p>
<p><b>Yüksek tansiyon ve stres  </b></p>
<p>130&#8217;a 90 gibi tansiyon değerleri, uzun vadede olursa, kalp  damarlarına zarar veriyor. Sürekli streste ise vücut, stres hormonları  salgılıyor. Bunlar da kalp damarlarına zarar veriyor.  </p>
<p><b>ÖNERİ:</b> Mutlaka tansiyonunuzu ölçtürün ve yüksek olması halinde düşürücü ilaçlar kullanın.  </p>
<p><b>Sigara damarları tıkıyor  </b></p>
<p>Sigara dumanında bulunan ve serbest radikaller denilen  zararlı mini partiküller, kalp damarlarının incecik iç derisine zarar  veriyor. Bunun neticesinde kan pıhtıları depolanıp damarı tıkayabiliyor.   </p>
<p><b>ÖNERİ: </b>Hemen sigarayı bırakmalısınız. Sigarayı bıraktıktan bir yıl sonra bile enfarktüs riski hayli düşüyor.  </p>
<p><b>Sağlıklı damarı böyle tıkıyor</b>  </p>
<p>(1) ‘‘Klamidya’’ denilen bakteriler, sağlıklı damarın içinde  yüzüyor. (2) Bakteriler, kancalarıyla damar duvarına yapışıyor ve (3)  hücreleri tahrip ediyor. (4) Bir süre sonra beklenen facia meydana  geliyor; tahrip edilen bölgeye yağ depolanıyor ve damar tıkanıyor. <br /><strong>Damar tıkanmasında 6-8 saat önemli</strong> <br />Bacak veya  kola giden damarlarda, pıhtılaşmaya bağlı görülebilen ‘ani  tıkanmalar’da, ilk 6-8 saat uzmanlar tarafından ‘altın saat’ olarak  nitelendiriliyor. Altın saat içinde hastalara müdehale edilmesi halinde,  kansız ve oksijensiz kalan uzuvlarda meydana gelen kalıcı hasar ve  kangrenlerin önüne geçilebiliyor. Kalp ve Damar Cerrahı Dr. Emir Yusuf,  ‘‘Kol, bacak gibi uzuvlarda altın saatlerde yapılan girişimlerde, yüzde  100&#8217;e varan oranlarda başarı sağlanıyor’’ dedi. </p>
<p>Ani damar tıkanıklıklarının kalp ritm bozukluğu olanlarda ve  miyokard enfarktüsü geçirenlerde en sık ortaya çıktığını anlatan Dr.  Yusuf, sorunun, kol veya bacaklarda çok şiddetli ve birden bire gelen  ağrı, renk değişikliği (morarma), hareket ve nabız kaybı, soğuma gibi  gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyledi. </p>
<p>Ani damar tıkanıklıklarına bağlı ani ve şiddetli ağrıların bazen  ortopedik hastalıklar ve bel fıtığıyla da karıştırıldığını ve bunun  zaman kaybına yol açtığını belirten Dr. Yusuf, ‘‘Ortopetik sorunlar veya  bel fıtığında nabız kaybı ve soğuma olmaz. Ani damar tıkanmaları  sıklıkla başka yerden kopup gelen pıhtılarla oluşuyor. Basit bir damar  muayenesiyle de tanısı konulabiliyor’’ dedi. </p>
<p><b>Damar</b> sertliği çeken ve böbrek nakli bekleyen hastalar için iki <b>‘umutlu haber’ </b>geldi.  </p>
<p>Dün piyasaya çıkan <b>Circulation </b>adlı tıp dergisinde yer  alan bir haberde, araştırmacıların fareler üzerinde yaptıkları  denemelerde damarların tıkanmasına sebep olan mekanizmayı ortadan  kaldırdıkları açıklandı. Doktorlar kılcal damarların oluşmasını önleyen  bir kalp damar ilacını kullanarak bu sonucu elde ettiler. <b>‘Kılcal damarların oluşumu kimi kalp-damar hastalıklarını kolaylaştırıyor’ </b>diyen Dr.<b>Karen Moulton</b> endostatin adlı tabii protein verilen farelerin damarlarındaki tıkanıklığın diğer farelere göre % 85 daha az olduğunu söyledi.  </p>
<p>Chicago Üniversitesi araştırmacıları, karaciğer nakli bekleyen  hastaları hayatta tutmak için domuzdan alınan hücreler yerine artık  insan hücrelerinin kullanılacağını duyurdular. Bu metodla domuzlardan  bulaşabilecek hastalıkların da önü kesilmiş olacak. Ayrıca, domuzdan  alının hücreler kullanıldığında hasta günde 6 ila 8 saat alete bağlı  kalabilirken, insan hücrelerinin kullanılmasıyla 24 saat alete bağlanmak  mümkün olacak. Karaciğer yetmezliği durumunda hastalar, böbrek  hastalarının bağlandığı dializ makinası gibi bir alete bağlanarak  hayatta tutuluyor. </span></span> <img alt="Kadınlar " border="0" height="7" longdesc="http://www.kadinlaricin.net/" src="http://www.kadinlaricin.net/kadin.jpg" width="3" /> Damar tıkanıklığı tedavisi hakkinda aciklamalar Damar tıkanıklığı tedavisi konusunda bilgiler.       Anahtar Kelimeler:Damar tıkanıklığı,damar tıkanıklığı  belirtileri,damar tıkanıklığına iyi gelen bitkiler,damar tıkanıklığı  tedavisi,damar tıkanıklığı nedir,damar tıkanıklığı belirtileri nelerdir<br /><ins><ins><br /></ins></ins></p>
<table align="left" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tbody>
<tr>
<td width="5"></td>
<td align="center">         <img alt="Damar tıkanıklığı tedavisi" class="action" height="206" hspace="1" src="http://www.kadinlaricin.net/images/articles/591/primary-medium.jpg" vspace="1" width="240" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/damar-tikanikligi-tedavisi.htm">Damar tıkanıklığı tedavisi</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/damar-tikanikligi-tedavisi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fibromiyalji Hastalığının sebepleri</title>
		<link>http://www.paranoyak.net/fibromiyalji-hastaliginin-sebepleri.htm</link>
		<comments>http://www.paranoyak.net/fibromiyalji-hastaliginin-sebepleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 15:54:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paranoyak.net/fibromiyalji-hastaliginin-sebepleri.htm</guid>
		<description><![CDATA[Resim yazısı ekleHer yeriniz ağrıyor ve kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz? &#160;Ağrıları, yorgunluğu ve bağırsak sorunlarını hayatın bir parçasıymış gibi görme eğiliminde olan kadınların pek çoğu aslında ‘fibromiyalji’nin pençesine düştüklerini anlamıyorlar. Hastalığın en büyük tetikleyicisi ise, beraberinde asabiyeti, yorgunluğu ve uykusuzluğu getiren stres&#8230; Sabahleyin uyandığınızda kendinizi sanki hiç uyumamış gibi yorgun hissediyorsunuz. Boynunuzda ve belinizde ağrılar [...]<p><a href="http://www.paranoyak.net/fibromiyalji-hastaliginin-sebepleri.htm">Fibromiyalji Hastalığının sebepleri</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"></div>
<table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto;margin-right: auto;text-align: center">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: center"><img border="0" src="http://www.kadinlaricin.net/images/articles/3458/primary-original.jpg" style="margin-left: auto;margin-right: auto" /></td>
</tr>
<tr>
<td class="tr-caption" style="text-align: left">Resim<span style="font-size: small"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif"></span></span> yazısı ekle<br />Her yeriniz ağrıyor ve kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz?</p>
<p>&nbsp;Ağrıları,  yorgunluğu ve bağırsak sorunlarını hayatın bir parçasıymış gibi görme  eğiliminde olan kadınların pek çoğu aslında ‘fibromiyalji’nin pençesine  düştüklerini anlamıyorlar. Hastalığın en büyük tetikleyicisi ise,  beraberinde asabiyeti, yorgunluğu ve uykusuzluğu getiren stres&#8230; <br />Sabahleyin uyandığınızda kendinizi sanki hiç uyumamış gibi yorgun  hissediyorsunuz. Boynunuzda ve belinizde ağrılar var. Başağrısından ve  bağırsak sorunlarından yakınıyorsunuz sık sık. İçinde bulunduğunuz hali  ‘Çok yorgunum, enerjim çekilmiş gibi.’ diye izah ediyorsunuz; ama tüm bu  belirtilerin hepsinin ‘fibromiyalji’ isimli bir hastalıktan  kaynaklandığı aklınıza gelmiyor. Çünkü zaman içinde ağrılarla yaşamak ve  yorgunluktan şikayet etmek hayatınızın bir parçası oluyor ve bu  sıkıntıları kabullenerek yaşamanız gerektiğine inanıyorsunuz artık. <br />Çoğunlukla kadınlarda görülen fibromiyalji, modern çağ  hastalıklarından biri. Belirtiler, günlük olağan ağrılar ve yorgunluklar  olarak algılandığı için teşhisi oldukça zor oluyor ve çoğunlukla başka  hastalıklarla karıştırılıyor. Nöroloji uzmanı Dr. Ali Akben,  fibromiyaljiyi multi–disipliner; yani uzmanlık alanları farklı olan  hekimlerin bir arada takip etmesi gereken bir hastalık olarak  değerlendiriyor. Hastalığın sebebi henüz tam olarak açıklanmamış olsa  da, ruhsal ve bedensel travmalar, hormonal denge bozuklukları, beslenme  hataları, aşırı sıcak ve soğuk hava ve fiziksel hastalıkların  fibromiyaljiye yol açtığı biliniyor. Ancak günümüzde artık pek çok  hastalığın sebebi olarak görülen stres, fibromiyaljiyi başlatan önemli  bir tetikleyici olarak çıkıyor karşımıza. Kadın, stresle baş etmeyi  öğrenemediği takdirde, iştahta artma ya da azalma, uyku bozukluğu,  günlük aktivitelerde azalma, keyifsizlik, umutsuzluk gibi bulgular  ortaya çıkıyor. Doktora gidildiğinde hastalık belirtileri psikiyatrist  tarafından ‘depresyon’, nörolog tarafından ‘gerilim tipi baş ağrısı’,  dahiliye uzmanı tarafından ‘guatr’ olarak tanımlanabiliyor ve hasta bu  şekilde zaten oldukça uzun zaman alan tedaviyi iyice geciktirmiş oluyor.  Dr. Akben’e göre en ideali hastanın nörolog, psikiyatrist ve  fizyoterapist tarafından takip edilmesi. Fibromiyalji, kabızlık, ishal,  karın ağrısı, gaz çıkartmak ve mide bulantısı gibi şikayetlerle de  kendini gösterebiliyor. <br />‘Sen zaten hep <br />hastasın’ <br />Hastalığın tedavi edilememesinde kadının sıkıntılarıyla yaşamaya  alışması kadar ev halkının ağrılardan ve yorgunluktan yakınan kadına  ‘Sen zaten hep hastasın.’ diye suçlayıcı bir tavır sergilemeleri de rol  oynuyor. Sürekli sızlanan, şikayet eden biri olarak görülmek istemeyen  kadın zaman içinde kendi içine kapanıyor ve oldukça mutsuz bir hayat  sürebiliyor. Fibromiyaljinin kadın hastalığı olarak anılması ise  kadınların duygusal ve fiziksel olarak daha hassas olmasından  kaynaklanıyor. Yani bir ölçüde hayatımızdaki stres verici unsurlara  verdiğimiz tepkiler böyle bir hastalığın pençesine düşüp  düşmeyeceğimizde belirleyici oluyor. </p>
<p>İyi uyuyun, dinlenin, gevşeyin</p>
<p>Fibromiyalji  hastalığında hekim–hasta ilişkisi çok önemli. Hastanın ‘iyileşemiyorum’  kaygısıyla pes etmemesi ve sık sık doktor değiştirmemesi gerekiyor.  Tedavi için ise şunlar öneriliyor: <br />Hafif masaj. <br />Düşük dozda depresyon ilaçları. (doktor kontrolünde) <br />Ağrılı bölgelerde sertliği yumuşatmak amacıyla serum–fizyolojik (tuzlu su) kullanılması. <br />Ağrılı bölgelere canı yakmadan uzun bir süre baş parmakla baskı  yapmak. Nokta baskısı olarak bilinen bu yöntem, o bölgedeki kanı  dağıtarak kasların gevşemesini sağlıyor. <br />Akupunktur. <br />Uykunun kaliteli olması, yeterli ve dengeli beslenme, gün içinde  molalar vererek dinlenme, doğru nefes alarak gevşeme, stresle baş  edebilmeyi öğrenme, düzenli bir hayat, pozitif düşünme ve duygusal  kaynakları güçlendirmek ‘fibromiyalji’ye giden yolu kapatacak ve eğer  hastalandıysanız da iyileşmenizi kolaylaştıracaktır. </td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center"></td>
<td class="tr-caption" style="text-align: center"></td>
<td class="tr-caption" style="text-align: left"></td>
<td class="tr-caption" style="text-align: left"></td>
<td class="tr-caption" style="text-align: left"></td>
<td class="tr-caption" style="text-align: left"></td>
<td class="tr-caption" style="text-align: left"></td>
<td class="tr-caption" style="text-align: left"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://www.paranoyak.net/fibromiyalji-hastaliginin-sebepleri.htm">Fibromiyalji Hastalığının sebepleri</a> - <a href="http://www.paranoyak.net">Paranoyak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paranoyak.net/fibromiyalji-hastaliginin-sebepleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

